İçeriğe geç

Çernobil Faciası’na Tanık Olmuş Bir Emekli Asker ile Söyleşi:

Dünyadaki en büyük nükleer facialardan biri olan Cernobil Faciası’na en yakından şahit olmuş ve yaşamış biri olan Dmitriy ile sohbet tadında röportajımız.

Çernobil Faciası
Çernobil Faciası


Bir haftalık Ukrayna seyahatimizde kız arkadaşım ile yemek için mekan ararken “Veterano” adında bir mekanda yemek yemeye karar verdik. İçerisi loş ışıklı,  koyu renklerle çevrili adeta bir savaş yeri gibi bir yerdi. Burası konsept bir mekandı.  Adından da anlaşıldığı gibi çoğunlukla emekli askerlerin durağı olan bir yerdi. İçinde kupaların ve madalyaların bulunduğu Ukrayna savaş tarihini içeren bir dizayna sahipti. Biz pizzamızı yerken iki yaşça büyük 65 yaşlarında olan arkadaşlar masada oturup vodkalarını içiyorlardı. Masalarımız yakın olduğundan ve kız arkadaşım Rusça bildiğinden konuyu anladı. Çernobil hakkında aralarında konuşuyorlardı. Yemeğimizi yedikten sonra yanlarına gittim. Ve İngilizce konuştuklarına kulak misafiri olduğumu söyledim. Ve onlarla röportaj yapmak istediğimi söyledim. Dmitriy anlatacak çok şeyi olduğunu ve memnuniyet ile yapacağı söyledi. İngilizceye çok hakim olmadıkları için anlaşabilmemiz açısından kız arkadaşımı yanıma çağırdım ve oturduk. Sohbet bu şekilde başladı.

Röportör: Sizi tanıyabilir miyiz? Sürekli buraya geldiğinizi hissettim. Bir nedeni var mı?

Dimitriy: Öncelikle buralara çok uğrarım. Askerlikten arkadaşlarımda bu çevrede oturuyor. Ben emekli askerim. 1965 Kiev doğumluyum. Hayatım hep Kiev’de geçti. Askerlik dönemimi de Kharkiv de yaptım. Zamanın da çok zorlu bir askerlik dönemi geçirdik. Ve askerliğin önemi Ukraynalılar için çok büyüktür. Bu yüzden eski dostlar olarak burada vakit geçiririz.

Röportör: Ukrayna’da hayat nasıl geçiyor? İnsanlar hayatlarından memnun mu?

Dimitriy: Gelişmiş bir ülke değiliz. Metrolarımız eski. Teknolojik açıdan çoğu şeye sahip değiliz. Ülke olarak bina yapılarımızın eskiliğinin korunması bizim için çok önemli. O eski binalar ülkemizin tarihini anlatıyor. Bizim insanımız rahatına çok düşkündür. İş saatlerimiz oldukça esnektir. İşten çok sosyal hayatlarımız bizim için daha önemlidir. İçmek Ukrayna halkı için bir gelenek gibidir. Gencinden yaşlısına herkesi iş çıkışı ya bir barda içki içerken ya da arkadaşları ile dışarıda sıcak şarap yada likör  denilen alkollü içeceklerini içerler. Eğlence bizim için hep ön plandadır.

Röportör: Anladığım kadarıyla Ukrayna halkı genellikle hayatlarından memnun ve rahat insanlar. Bu rahatlığın sebebi ekonomi mi? Ülkedeki ekonomik durum sizce nedir?

Dimitriy: Ekonomik durum konusu biraz içler acısı. Şu anda burada asgari ücret 6500 grivna ve bu rakam açlık sınırı altında bir rakam. Bu yüzden genelde ailelerde okulu bitmiş ya da okumayan kişiler çalışır. Hatta öğrenciler Glovo ve Rozetka gibi yerlerde kuryelik yapar. Her yerde yürüyen kuryeler görmüşsünüzdür. Ekonomik bakımdan çok kötü bir konumda olsak da bu durumu kabullenip eğlenmeye rahat yaşamaya önem gösteriyoruz. Konuşmalarınızdan Türk olduğunuzu anladım. Benimde burada Türk arkadaşlarım var. Ekonomik durumu arada konuşuyoruz. Ve sizin ekonomik durumunuz bizden çok daha iyi. Türkiye’den gelen turistler bu durumu kanıtlar nitelikte. Soru: Türk arkadaşlarınızın olduğunu ve Türkiye hakkında bilginiz olduğunu söylediniz. Türkiye’yi hiç ziyaret ettiniz mi? Hayır. Etmedim. Ama kızım Antalya’ya arkadaşları ile 1 aylığına tatile gitmişti. Ve oraların sıcak ve çok güzel olduğunu anlattı. Bende Türkiye’yi ziyaret etmeyi istiyorum.

Röportör: Ukrayna’daki iklim nasıl? Buralar hep bu kadar soğuk mudur? Hava koşulları hayatınızı kötü etkilemiyor mu?

Dimitriy: Ukrayna şu anda gördüğünüz gibi çok soğuk. Kışın -8 derecelere kadar iner, yazın ise bu durum farklıdır. Yazın hava sıcaklığı 18-24 derecelere kadar çıkar. Kışın hayat koşulları oldukça zor. Buzlanmalar ve  donmalar olduğundan ulaşımda bu durumdan kötü etkileniyor. Ama bizim insanlarımız soğuğa alışkın. Ve çocuklar küçüklüğünden itibaren soğuğa alışkın hale getiriliyor. Bu yüzden bizde grip gibi hastalıklar pek rastlanmaz

Röportör: Biraz da Ukrayna’nın siyaseti hakkında size sorular sormak istiyorum. Ukrayna’nın Sovyetler Birliğinden ayrılmasının ülkeye etkileri nasıl oldu?

Dimitriy: 1991 yılında Sovyetler Birliği’nden ayrıldık. Ülkenin Sovyetler Birliği’nden sonraki ilk devlet başkanı Kuravçuktu. Çok iyi bir liderdi. Sonra 1996 yılında devlet başına Kuçma geldi. 2001 yılında siyasi kriz ile Kuçma’nın çok sayıda suça karıştığını öğrendik. Hatta bu durumu ses kayıtları kanıtladı. Ülkemiz için devlet başında olduğu süre tam bir felaketti. O dönem ben de halkımız ile beraber “Kuçma’sız Ukrayna” sloganı ile protestolara ve yürüyüşlere katıldım. 2002 yılında Kuçma iktidardan düştü. Sovyetler Birliği’nden ayrılmak her ne kadar ülkeyi yıpratsa da bizim için bir devrimdi.

Röportör: Dünyadaki en büyük yaşanmış nükleer facialardan biri olan Çernobil Faciası nasıl yaşandı?. Bu ülkede yaşayan biri olarak birinci ağızdan neler yaşadığınızı bilmek istiyorum. Benimle paylaşabilir misiniz?

Dimitriy: Evet yaşanılanları hatırladıkça hala içim daralıyor. Benim yakın arkadaşlarımdan biri de patlamaya müdahale etmeye giden itfaiyecilerden biriydi. Oda orada yüksek radyasyondan hayatını kaybetti. Çernobil Faciasında 4. Reaktör patladığında başta kimse ne olduğu anlamamıştı. Fakat zamanla fazla radyasyondan insanlar kusmaya ve burunları kanamaya başlayınca normal bir yangın olmadığı anlaşılmıştı. Çernobil Faciasına ilk müdahale itfaiyeden gelmişti. İtfaiye ekiplerinin çoğu orada radyasyondan etkilenip hayatını kaybetti. Radyasyondan etkilenen itfaiye personellerini burada bu durum için doktorlar olmadığından İsviçre’deki konunun uzmanı doktorlara helikopterle  gönderdiler. Orada yaşayan ve az da olsa radyasyondan etkilenen insanları otobüslere doldurun Kiev’e getirdiler. Burada tedavi altına almaya çalıştılar. Çok korku dolu günlerdi. Bu facianın sonuçları hala devam etmekte. İnsanların bebekleri çift başlı yada kolu olmadan doğdu. Bu sadece yaşanılan sonuçlardan bir kaçı nicesi var. Şu anda Çernobil, hayalet şehir konumunda çok fazla radyasyon olduğu için insansız bir alan. Sadece gezmek  için bir kısmına girilmesine izin veriliyor. Ve bu ellerinde radyasyon ölçen cihazlarla oluyor. Sadece biz etkilenmedik bulutlar yoluyla Karadeniz kısmında da sonuçlar görüldü. 

Sohbetimizi bu şekilde bitirdik. Ona eski anılarını hatırlattığım için mutlu oldu. Bu röportajı yazacağımı ve fotoğraf çekilip kullanacağımı söyleyip telif iznini aldım. İçeri çok fazla kalabalıklaşmaya başladığından dışarıda fotoğraf çekilelim dedi. Ve çekildik. Benim için çok keyifli bir röportajdı.

Diğer en iyi blog yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.